Conceptual illustration of the Tahşiye trials: court records, disputed digital evidence and ammunition accounts, with the SRL Swiss logo.

Tahşiye Davalarında Kişi Özgürlüğü ve Adil Yargılanma

Tahşiye Davaları: Hukuki ve İnsan Hakları İncelemesi

SRL Swiss’in yeni raporu, Tahşiye soruşturmasının polisler ve medya mensupları hakkında yürütülen davalara dönüşmesini; mahkeme kararları, duruşma kayıtları ve teknik belgeler üzerinden inceliyor.

Tahşiye, Mehmet Doğan liderliğindeki dinî yapılanmanın adıdır. Ocak 2010’da grup mensuplarına yönelik operasyonun ardından örgüt ve silah suçlarına ilişkin yargılama başlamıştır. Bu dava sürerken, 2014’te soruşturmayı yürüten polisler ve bazı medya mensupları hakkında iftira, delil üretme ve örgüt suçlamalarıyla yeni bir süreç başlatılmış; sonraki yıllarda mahkûmiyetler verilmiştir.

SRL Swiss’in ‘Tahşiye Davalarında Kişi Özgürlüğü ve Adil Yargılanma’ başlıklı raporu, bu süreçte savunma hakkının, kişi özgürlüğünün ve bağımsız mahkemede yargılanma güvencesinin nasıl korunduğunu sorguluyor.

Resmî duruşma tutanakları ile mevcut kayıt çözümleri arasındaki farklar, raporun temel inceleme alanlarından birini oluşturuyor. Özellikle 25 Şubat 2021 tarihli celsede tarafsızlık itirazlarına verilen cevaplar, suçlayıcı sorgu dili ve müdafi yardımına ilişkin uygulamalar değerlendiriliyor. Bulgular, savunmanın itirazlarının eksiksiz kayda geçirilmesi ve etkili denetime açılması gereğini ortaya koyuyor.

Rapor, mühimmatın kim tarafından yerleştirildiği konusunda hüküm gerekçelerinde kullanılan üç farklı anlatıma dikkat çekiyor: doğrudan polislerce yerleştirme, polis gözetiminde yerleştirme ve grup içinden bir kişi aracılığıyla yerleştirme. Bu anlatımların hangi delillerle bağdaştırıldığı ve her sanığın somut katkısının nasıl belirlendiği soruları ele alınıyor. Mühimmatın imhası ve işlemi yürüten kişilerin dinlenmesine ilişkin karşılanmayan savunma talepleri de delili sınama hakkı bakımından inceleniyor.

Bir sanığa atfedilen iki ByLock hesabı ile telefon hatları ve cihaz bilgileri arasındaki eşleştirmeler, kurum yazıları ve savunma itirazları ayrıştırılarak değerlendiriliyor. Cihazın uygulamayı çalıştırma imkânı ve hesapların kullanıcıya aidiyeti hakkındaki uyuşmazlıklar, dayanak verilerin açıklanması ve bağımsız uzman incelemesi ihtiyacını gösteriyor.

Tahliye ve hâkimin reddi kararlarının ardından Metin Özçelik ile Mustafa Başer’in tutuklanması; soruşturmacıların yargılanmasında görev alan Hasan Yılmaz ve Akın Gürlek’in yürütmede üst görevlere getirilmesiyle birlikte ele alınıyor. Rapor, bu yaptırım ve atama örüntüsünü, duruşma davranışları ve yürütmenin suçlayıcı açıklamalarıyla birlikte değerlendiriyor.

Tutukluluk bölümünde ise kişiye özgü gerekçe ve etkili itiraz güvenceleri inceleniyor. AİHM’in Karaca kararının kapsamı açıkça belirtiliyor: ilk tutuklamada makul şüphenin bulunmadığı iddiası kabul edilmemiş; sonraki tutukluluk kararları ve denetimin diğer güvenceleri bakımından ihlaller saptanmıştır.

SRL Swiss; tutanak farklarının özgün kayıtlarla giderilmesini, teknik delillerin bağımsız incelemeye açılmasını, mühimmat hakkındaki farklı anlatımların açıklığa kavuşturulmasını ve kişisel sorumluluğun somut delillerle gösterilmesini talep ediyor. Türkiye’deki yetkili merciler ile BM, AGİT ve Avrupa Konseyi mekanizmalarına, yetkileri çerçevesinde etkili inceleme ve izleme çağrısında bulunuyor.

31 Ekim 2026 tarihli rapor, 42 ek kapsamındaki mahkeme kararları, iddianameler, kurum yazıları, duruşma belgeleri ve savunma başvurularına dayanmaktadır.

Raporun tamamı (PDF · TR)


SRL Swiss — Security Studies and Rule of Law Association | Cenevre, İsviçre | Ekim 2026

Görüntülenme: 5